top of page

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğrenci Dergisi

AYBÜ HEKİM DERGİSİ LOGO.png

İBN-İ SİNA: HEKİM | HEKİM DERGİSİ

Güncelleme tarihi: 8 Mar 2021



FİLMİN KÜNYESİ


Yönetmen: Philipp Stölzl

Senaryo: Noah Gordon, Jan Berger

Uyarlandığı eser: İbn-i Sina’nın talebesi hekim

Süre: 2 saat 30 dakika

Oyuncular: Tom Payne, Ben Kingsley, Olivier Martinez, Stellan Skarsgard


Ölüm. Bir hekim hayatı boyunca sayısız ölüm görecektir. Peki bunu nasıl karşılayacaktır? Dost olarak mı? Yoksa düşman mı?

İbn-i Sina: Orada gördüğün neydi?

Jesse: Bir şey görmüyorum, sadece hissediyorum. Ölümün geldiğini biliyorum. İlk annemde olmuştu. Bu bir lanet.

İbn-i Sina: Bu bir lütuf. Bu gece bir kızın hayatını kurtardın.

Jesse: Sayısız başarısızlık arasında bir ilk.

İbn-i Sina: Ama bu hekimin katlanmayı gereken bir yük. Ölüme bir düşman gibi bakamazsın.

Jesse: Nasıl bakmalıyım? Dost gibi mi?

Hekim, ABD’li Yahudi kökenli Noah Gordon’un yazdığı aynı başlıklı (The Physician) romandan uyarlama, tarihi drama filmidir. Görsellik ve oyunculuk bakımından etkileyici bir film. Gerçeklik bazında bakıldığında ise çok fazla eksiklik barındırmaktadır. Film orta çağın karanlık tarafını yaşayan İngiltere’de başlar. Mistik bir güçle doğan Rob Cole (Tom Payne) annesinin ölümünü daha önceden sezer. Rob’un bu mistik gücü filmin gerçeklik duygusunu zayıflatmaktadır. Rob o zamanın şifacısı rolünü üstlenen berberin (Stellan Skarsgard) yanında çırak olur ve onun yanında yetişir. Annesinin gizemli ölümünden çok etkilenen genç, Yahudi bir hekimden “İsfahan’da yaşayan dünyanın en bilgili hekimini” duyar. Ve toz pembe hayallerle yola çıkar.

Filmdeki anlamsızlıklar da burada başlar. Müslümanlar, İslami topraklara Müslümanlar ve Yahudiler dışında kimseyi kabul etmemektedir. Mısır’a ayak bastığı anda öldürüleceğini bilir, bundan dolayı Yahudi taklidi yapar. Kendisini Benjamin oğlu Jesse diye tanıtır, İslam topraklarına ayak basar basmaz bir bıçak alır, dezenfekte eder ve kendisine cerrahi müdahalede bulunur. Filmde ne olduğu tam olarak gösterilmediği için en başta olayı kavrayamamıştım. Meğerse kendisini sünnet etmiş! Bu kadar zahmete girdiğini görünce, “Neden Yahudi gibi yapmak yerine din değiştiriyormuş gibi yapmadı?” diye soru geliyor akıllara. Derinleşmemiş karakterlerden dolayı sığ kalmış senaryoya renk katılmaya çalışılmış diye düşünüyorum. Tabi bir de Farsça bilmemesine rağmen Farsça ilim öğrenmeye gitmesi var, oraya değinmek bile istemiyorum.

Dönemin tasvirlerine göre Isfahan’ın coğrafyasını gayet güzel betimlemesiyle birlikte bolca tarihi ve tıbbi hatalar da barındırmaktadır. Film çoğu Avrupa filmi gibi oryantalizmle dolup taşmaktadır. Amacım Doğu’yu övmek, Batı’yı yermek değil kesinlikle. Fakat filmde; vebanın nasıl yayıldığını Jesse bulmakta, ilk otopsiyi Jesse yapmakta, gizli karın ağrılarının sırrını Jesse çözmektedir. Bu durumun İbn-i Sina’ya yapılan bir haksızlık olduğunu düşünüyorum.

Jesse’nin tarihin ilk apendektomisini lokal bir kesiyle yapması ise ayrı bir eleştiri konusudur. Eski zamanlarda apendektomi tüm batın açılarak yapılırmış, Mc Burney insizyonu ise 19.yy. sonlarına doğru kullanılmaya başlanmış. Filmin sonu ise… İzlemek isteyenler için filmin sonunu söylemeyeceğim fakat dünyanın neresine giderseniz gidin tarihin tozlu sayfalarında böyle bir bilgi yok.

Her ne kadar “oryantaliz, oryantalizm” diye eleştirsem de haklı olduklarını düşündüğüm noktalarda yok değil. Mollaların sanata, felsefeye ve ilme olan bakış açıları İslami devletlerde gerilemeye yol açmıştır. Bu durum filmde de güzel bir şekilde yansıtılır. Ayrıca filmde birkaç öz eleştiri de bulunur.

Dürüst olmalıyım ki bu filmi herhangi bir düşünceyle ya da bakış açısıyla izlememiştim. Televizyonda rastgele denk geldiğim filmlerden biri sadece. Fakat bir hekim olarak hekimliğe olan yaklaşımla ilgili önemli bir bakış açısı geliştirdiğini düşünüyorum. İnsanları veba salgınından kurtarmak için verdikleri çaba bizi şu repliklerle düşünmeye itiyor: “Biliyorum, neden burada kalıp, tedavisi olmayan bir hastalık için hayatımın riske atayım diye düşünüyorsunuz. Pekâlâ, her birimiz kendi cevabımızı bulmalıyız. Bu nedenle gitmek isteyenler gidebilir. Diğerleri benimle beraber ölümle mücadele edecek. Ya biz onu yenene kadar ya da o bizi.”

Senaryodaki eksikliklere ve bir takım tarihi yanlışlıklara rağmen zaman, mekân hassasiyeti ve görsel olarak etkileyici bir film. Özellikle kurguda gerçeklik aramayanlarınız için önerebileceğim türden.


Ece KALAYCI 01.01.2020

188 görüntüleme0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page