top of page

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğrenci Dergisi

AYBÜ HEKİM DERGİSİ LOGO.png

EL-CEZERİ: DAHİ MÜHENDİS | HEKİM DERGİSİ

Güncelleme tarihi: 8 Mar 2021

El-cezeri tam adıyla Bedi‘uz-zemân Ebû el-‘İzz b. İsmaî‘l ibn el-Rezzâz el-Cezerî 13. yüzyılda Anadolu’da yaşamış Müslüman bilim adamıdır. Verimli hayatının büyük başarılarına karşın son derece alçak gönüllü bir üslubu olan Ebu’l-İzz’in hayatı hakkında, kitabının girişindeki kısa açıklamanın dışında bilgi yoktur. Ebu’l-İzz, her yönüyle özel ve farklı bir insandır. Yaşadığı zaman dilimine değil de zamanın çok ötesinde bir düşünce yapısı ve zihin yapısına sahiptir. Çok boyutlu ve sistematik düşünce yapısı sayesinde hayatın kendisini çok farklı yorumlayarak yaşadığı zaman diliminde beklentileri fazlasıyla karşılıyordu.


Cezerî, dünya tarihinde bilgisayarın temeli olan sibernetiğin kurucusu olarak tanınır. Bilindiği üzere sibernetik; haberleşme, kontrol, denge kurma ve ayarlama ilmidir. Bu ilim gerek insanlarda, gerekse makinelerde karşılıklı bilgi alışverişi, kontrol ve denge durumunu incelemekte ve bu sistemi geliştirmeye çalışmaktadır. Bu ilmin gelişmesiyle bugün elektronik beyinler ve otomasyon denilen sistemler ortaya çıkmıştır.Gelin şimdi biraz da üretme düşünce yapısına bakalım.


Bilgi ve Bilim Üretme Düşüncesi


İlme gönül vermiş bilim adamlarına ve mühendislere güç veren Cezeri’ ye biraz kulak verelim:

“Bu ince ve zor yolda ilerlemek için ısrar­la uğraşmaya başlayınca bu bilimlerde önemli mesafeler kaydettim. Bilim yolun­da, bana yardım kolları uzandı. Zamanın hükümdar ve filozoflarından yardım gör­düm, çalışmalarımın meyvelerini toplama mutluluğuna eriştim. Böylece azim ve gayret ile düşüncelerimi yoğunlaştırdım ve bu yönde elimden gelen her şeyi yap­maya çalıştım. Gelmiş geçmiş âlimler ve düşünürler, çok sayıda düzenek (sistem) ve problemden söz etmişlerdir. Ancak, bunların tümünü gerçekleştirmeye fırsat bulamadıkları gibi, bu düzenekleri kontrol edecek yöntemleri de geliştirememişlerdir. Uygulamaya dönüştürülmeyen her teknik ilmin, doğru ile yanlış arasında kaldığını gördüm. Benden önce gelenlerin dağı­nık bir şekilde anlattıklarını sınıflandırdım ve gerçekleştirdikleri esaslara bağladım. Böylece izlenmesi kolay teknikleri belir­ledim. Bu işte öyle zorluklarla karşılaştım ki yolum çok uzadı, emeklerimin rüzgârın savurduğu şeyler gibi heba olmasından, çalışmalarımın gündüzün geceyi silmesi gibi silinmesinden korktum. Eğitmek iste­diklerimin talepleriyle de içimde yaptıkları­mın yayılması arzusu doğdu ve arkamda bir eser bırakmayı istedim.”


Cezeri’nin eseri hakkında karara varılırken unutulmaması gereken en önemli husus; araştırma yapacak diğer insanlara bir altyapı sunmasıdır. Herkes kendini veya kendi dönemini düşünerek projeler- ürünler üretirse bunlar illaki bir yerlerde patlak verecektir ve yapılan bu işler belli bir süre sonra zaman kaybına dönüşecektir. Öyle ki Cezeri, önceden yapılmış olanları ayrıntılı bir şekilde incelemiş, teorik bilgileri özümsemiş ve yeni tasarımlar ile bunları uygulamaya geçirerek doğrulamıştır. Ce­zeri’nin sözleri, kadim bir gerçeğin de altını çizmektedir:

İlim, kayıt ve tasnifdir.


Cezeri’yi bilim ve teknoloji dünyasına tanıtan eseri El-Cami Beyne’l-İlm Ve’l-Amel En-Nafi Fi Eş-Şınaa’ti’l – Hiyel (Makine Yapımında Yararlı Bilgiler ve Uygulamalar) adlı eserinde robot ve akışkanlar mekaniği konularında pratik mühendisliğin öncüsü olarak, sibernetik ve mekaniği ilk kez bir arada kullanmıştır.Kitabın orijinali günümüzde mevcut değildir. Fakat beş tanesi Türkiye’de bulunmak üzere, bütün dünyada bilinen on beş kopyası vardır. Türkiye’dekilerin dördü Topkapı, biri de Süleymaniye Kütüphanesi’ndedir.


Kitap, altı bölümden oluşur. İlk dört kısmı onar, son iki kısım da beşer bölümden meydana gelir.

-Birinci kısım, su ve güneş saatlerine ayrılmıştır. Bu bölümdeki en çarpıcı araç, Cezeri’nin en çok tanınan tasarımı filli su saatidir.

-Eserin ikinci bölümü, otomatik içecek kadehleri ve kaplar ile ilgilidir. Genellikle eğlence amacıyla tasarlanan bu aletler, basit birer şerbet kadehi olmaktan çok ötedir.

-Üçüncü bölüm, kan alma aletleri ve abdest otomatları üzerinedir.

-Dördüncü bölümde, şekil değiştiren fıskiyeler, sürekli flüt çalan araçlar bulunur.

-Eserin beşinci bölümü, suyun yüksekle­re ve uzaklara taşınmasını sağlayan pom­palar ve araçlarla ilgilidir.

-Büyük bilginin eserinin son bölümü, devasa kapı kilitleri, açıölçer tasarımı gibi çeşitli araçları içerir.



MÜHENDİSLİK HARİKALARI


Filli Su Saati: Bu saat El-Cezerî’nin en ünlü aracıdır. Sırtında kare biçiminde bir kürsü, kürsünün köşelerindeki sütunlar üzerinde bir hisar, hisarın üzerinde küçük bir kubbe, kubbenin üstünde de bir kuş bulunan bir fil şeklindedir. Filin başına bakan taraftaki hisarın balkonunda sağında ve solunda iki şahin olan bir kişi, hisar sütunları arasında uzanan ve üzeri iki yılan sarılmış bir mil bulunmaktadır. Kürsünün orta kısmında bir yarım küre ve üzerinde elinde kalem tutan bir kâtibin oturduğu platform, platform üzerinde 7 ½ dereceye bölünmüş bir yay, filin boynuna oturmuş, sağ elinde balta sol elinde sopa tutan bir bakıcı ve filin boynunun iki yanında vazo bulunmaktadır. Kâtibin kalemi 7 ½ dereceye gelince kuş öter.


Balkonda oturan kişi sağ tarafındaki şahinin gagasının üstünden elini kaldırır ve sol elini sol tarafında bulunan şahinin gagası üstüne koyar. Sağdaki şahinin gagasından sütunlar arasındaki mile sarılı sağ yılanın ağzına düşer. Yılan aldığı topu filin sağ omuzunda bulunan vazoya bırakır. Filin seyisi balta ile filin başına hamlede bulunur, sopalı sol elini kaldırır ve filin başına vurur. Top filin göğsünden karnında asılı bulunan çan üstüne düşerek ses çıkartır. Bu durum yarım saatin geçtiğini bildirir. Kâtibin kalemi derece işaretinin dışına gelir. Bu durum sol taraf için de aynı şekilde devam eder ve bir delik tamamen beyaz olur ,bu durum da bir saatin geçtiği ifadesidir.

Tavus Kuşlu Leğen: El-Cezerî’nin tasarımı abdest almak için kullanılan bu ibrikte, tavus kuşunun boynu baş hizasından yükselmektedir ve kuyruğu kapalıdır. Kuyruğun üst kısmında yer alan yuvarlak çıkıntı çekildiğinde tavusun gagasından abdest almak için yeterli miktarda su akar.

Hacamat Makinesi: Cezeri’nin tasarladığı diğer bir alet ise kan aldırırken, (hacamat) alınan kanın miktarını ölçmek için kullanılan bir aletti. Şamandıralar yardımıyla kan miktarının ölçüldüğü bu sistem, elinde çubuk tutan bir kadın simgesinin kanın hacmini göstermesi şeklinde çalışıyordu.


İki Şamandıralı Fıskiye: Araç, suyun sağlandığı bir depo ile bir havuz içinde yer alan bir fıskiyeden oluşur. Fıskiye suyu onbeş dakika süre ile bir yay gibi ve sonra bir inci çiçeği gibi fışkırtır.


Sulama Makinesi: El-Cezeri tarafından çizilen bu sulama makinesi, bir hazne içerisindeki suyun kepçe tipi bir elevatörle alınarak muhtemelen bir tarımsal sulama kanalına iletilmesi için tasarlanmıştır. Sistemde, mekanik ünitelere hareket canlı hayvan gücü kullanılarak sağlanmaktadır. Canlı hayvan tarafından bir düşey şafta verilen dönme hareketi, dişli sistemler aracılığıyla yatay şafta iletilmektedir. Bu iletimde herhangi bir transmisyon oranı kullanılmamakta, sadece hareketin yönü 90º değiştirilmektedir .Sistemin bu kısmı, günümüzde tekerlekli araçlarda kullanılan diferansiyel düzenekleriyle benzerlik taşımaktadır. Günümüzde, motorlu araçlarda kullanılan diferansiyel düzenleri, araçlarda vites kutusundan alınan hareketin tekerlek aks millerine iletilmesini sağlamaktadır. Bu kapsamda, dönüş hareketi yapan bir şafttan alınan hareketin yönü 90º döndürülmektedir.


Cezeri sayısız eseriyle, mühendis harikalarıyla, günümüz şartlarını kolaylaştıran yapıların temelini atmıştır. Onun gibi düşünen insanlar olmasaydı belki de günümüz teknolojisine sahip olamayacaktık; bizlerde gelecek yüzyıllarda yaşayacak olan insanlar için bu dünyada birkaç iz bırakmalı ve onların hayatlarını kolaylaştırmalıyız .



El-Cezerî, 1233 yılında Cizre’de ölür, mezarı Cizre’deki Nuh Peygamber Camisi’nin avlusunda bulunmaktadır. El-Cezerî, çalışmalarının ileride kendisinden sonra gelenler tarafından önemsenmeme ihtimaline karşı kitabının önsözünde şöyle demiştir: “Bu işe öyle meşakkatlerle koyuldum ki yolum uzadı, emeklerimin rüzgârın savurduğu şeyler gibi heba olmasından, çalışmalarımın gündüzün geceyi silmesi gibi silinmesinden korkarım.”



Melih YEŞİL 01.01.2020

 

Kaynakça:

364 görüntüleme0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page